Portre: Kelim Sıddıki

 

 

 

 

Kelim Sıddıki Hayatı ve Mücadelesi  (1932-1996)

1932?de dünyaya gelen ve 18 Nisan 1996?da Hakka yürüyen Dr. Kelim Sıddıki; evrensel İslam vicdanının yeniden uyanışı yolunda bir uluslararası ilişkiler uzmanı, ekonomist, gazeteci, üniversite hocası, yazar, yayıncı, siyaset adamı, aktivist gibi pek çok niteliklere sahip bir Müslümandı.

1972?de The Müslim Institute for Research and Planning ?i kurdu. Müslim Enstitü?nün Dünya Müslümanlarını temsil etmesi gerektiğini düşünen kurucular Dünya?nın dört bir yanından Müslümanları davet etti. Enstitü?ye katılmanın tek şartı Müslüman olmaktı. Akademik aktiviteler içerisinde gerçekleştirilen seminerler, Enstitü?nün programlarının önemli bir parçasını oluşturuyordu. Ekim 1975?den bugüne kadar 50?den fazla seminer düzenlendi.

İlgi alanını İngiltere?deki göçmen Müslüman nesil oluşturuyordu. ?Aslen Müslüman olarak bu ülkeye göç eden, Asyalı, Afrikalı Müslümanların ve bunların çocuklarının kimliklerini korumaları çok büyük bir önem arzediyor. Batı kültürü batıl kültürdür; bu kültürde bazı Müslümanlar boğulacaklar; ama boğulmayan Müslümanlar da İslam kültürünü bu topluma yerleştireceklerdir.? O?nun kalkış noktası budur.

Kitapları;

İslam Devriminin Aşamaları ? Ekin Yayınları

Modern Ulus- Devlet Ve Ötesi ? Ekin Yayınları

İslami Hareket Problemleri ve Amaçları ? Bir Yayıncılık

İslam?da Devlet ve Siyaset ? Endişe Yayınları

Türkçeye çevrilmemiş daha birçok kitabı mevcuttur?

 

M. Seri DOĞRU, Kelim Sıddıki?nin kitaplarından çıkarım yaparak düşüncelerini tasvir etti.

Tarihe Kısa Bir Bakış

Hiç şüphe yok ki İslam dünyası, Batı emperyalizminin etkisi altında; siyasi, düşünsel, ekonomik, ve ahlaki bir takım problemlerle karşı karşıyadır. Bu karanlık tabloya baktığımızda İslam ümmetinin yalnız kaldığını ve düşünülemeyecek kadar bir bölünme ve ihtilaf içerisinde olduğunu görmekteyiz. Bu durum, İslam ümmetinin vahdetini adeta gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ütopyadan ibaret olduğunu bizlere vehmetmektedir. Ve yine söz konusu bu yenilginin yaratmış olduğu bu karamsar tablo ile İslam ülkeleri arasında hakim olan milliyetçilik ve ulusçuluk fikri bu tabloyu iyice karamsar göstermektedir. Aynı zamanda Müslümanların, İslam topraklarındaki son zamanlarda İslami mücadeleye verdikleri önem yeterli değildir. Ve İslami mücadele bugün asli bir mesele olmaktan çok tali derecede bir öneme sahiptir insanların gündeminde. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen dünyanın birçok yerinde insanların İslam için çabaları (kısmi de olsa) göz ardı edilmemelidir. Her ne kadar farklı bir karakteristik yapı arz etseler dahi bu çalışmalar nihai bir hedef için vardır.  Ve bu çalışmalar tek bir hedef ve idealde birleşmektedir. Zira ümmetin bu vahdeti herhangi bir güç veya ideolojinin üretimi değildir. Bu ilahi bir görevdir.

İşte Kelim Sıddıki'ye göre bu vahdet, dayanağını Kur'an ve Sünnet?ten almaktadır. Durum bundan ibaret iken Kur'an ve Sünnetin bir tek ümmet çatısı altında topladığı Evrensel İslami Hareketin bir bireyi olarak bizler, Kur'an ve Sünnet ile bire bir bağ kurmak durumundayız. İşte bu önemli husus her alanda bir devrim sağlamamızı gerekli kılacaktır.

İslami Hareket Evrensel Bir Düzendir

İslam milletlerinin vahdetini ortak bir hareket tarzı olarak öngören Kelim Sıddıki'nin İslami hareket tanımlaması yine külli ve cihanşumüldür. Ona göre İslami Hareket; belirlenmiş sınırları olmayan, bir düşüncenin ürünü olmaktan ziyade, kaynağını kuran ve sünnetten alan ve yegane örnekliği asr-ı saadet (siret) olan dinamik bir yapıdır. Bu hareket evrensel olup irili ufaklı bir çok hareketten/şubeden oluşmaktadır. O, geniş anlamda İslami Hareketi şöyle tanımlar: "İçinde Müslüman fert ve toplulukların belli bir kalıp, pratik bir hedef ve amaca doğru yol alma istidadı gösterdiği, İslam ümmetinin birliğini yeniden oluşturmak için çalıştıkları, herkese açık ve bağlantısız cihanşumül bir uyanış nizamıdır. " (İslami Hareket,Kelim Sıddıki, sh. 19 )

O?nun, İslami Hareketi bu şekilde tanımlamasının sebebi, pratik çözüm açısından İslami Hareketin sınıfsal bir tanımının yapılamayışındandır. Çünkü her fert İslami Hareketin bir üyesidir. Bu durumda ferdin oluşturacağı bir hareket gerek diyalog ve gerekse dayanışma anlamında bütün bir ümmeti ilgilendirecektir. Çünkü İslami Hareketin evrensel anlamda bir zorunluluk oluşu İslam aleminin bir ümmet oluşundan kaynaklanmaktadır.

Bunun yanında Kelim Sıddıki'nin Evrensel İslami Hareket tasarısı kendi içinde seçkin ve müstesna bir nitelik kazanmaktadır. Çünkü o, her oluşuma İslami Hareket kapsamında değerlendirmemektedir. Ona göre, içerisinde İslami bir takım nitelikleri barındıran her teşekkül İslami Hareket değildir. Zira İslami Hareket, değişmez temel ilke ve kavramlarının yanında değer ve amaçlara sahiptir. O, evrensel anlamda hedeflere hizmet etmeyen yöresel yapıları bu tanımlamanın dışında tutmaktadır.

İslami Hareket Hayata Hakim Bir Sistemdir

İstikrarlı bir düzen olması itibarıyla İslami Hareket yerleşik bir sistemdir. Yani İslami Hareketi yeryüzünden silip atamak mümkün değildir. Çünkü o, Müslüman bireyde varlığını sürdüren ve hayata hâkim olan bir nizamdır. Bundan dolayı hayattan kopuk "zühdi" bir hareket Sıddıki'ye göre İslami Hareketin dışındadır.  Çünkü İslami Hareketin yegâne hedefi hayatı dönüştürmektir. Bu hareket hiçbir şekilde hayatiyet unsurları başka bir şeye bağlı olan canlılar gibi değildir. İslami Hareket hayatiyetini köklü bir geçmiş ve dinamik bir gelecekten almaktadır. O, geçmiş ve gelecek için bir bağ konumundadır.

İslami Hareket Özgün Bir Islah Hareketidir

İslami Hareket bir kitle hareketidir. Bundan dolayı kendisiyle kıyaslanacak olan hareketlerden farklı bir yapı arz etmektedir. İlk olarak İslami Hareketin boyutları açık ve nettir. Diğer taraftan köklü bir harekettir. Çünkü tabii seyrini asr-ı saadetten almaktadır. Kaynağı ise vahye dayanmaktadır. Hareketin pratik metodu sirettir.

İslami Hareketin diğer bir özelliği ise hayata hakim olan bu hareketin başka görev ve sorumluluklarının yanında, amaçlarının ve hedeflerinin oluşudur. Bu yönüyle de İslami Hareket emperyalist güçlere karşı kendini müdafaa edebilecek bir kuvvet ve kudrete sahiptir. Kaynağını vahiyden ve pratik sürecini Hz. Peygamber?in siretinden alan İslami Hareket tarihte birçok harekete örneklik teşkil etmiştir. Bunlardan Mısır'da bulunan İhvan hareketiyle, Pakistan'daki Cemaat-i İslami'dir. Buna rağmen başarısız olan bu iki hareketin başarısızlıklarının sebebi Sıddıki'ye göre onların partileşmeleri ve mevcut sistem dâhilinde bir uzlaşma zemininde olmalarıdır.

Düşüncelerinde ideal anlamda ortaya koymaya çalıştığı, Evrensel İslami Hareket, Sıddıki'ye göre gerçekçi bir faaliyetti. Bu hareketin sıhhatli bir biçimde algılayabilmek ancak, İslam alemi diye tanımladığımız bölge ve sınırları göz ardı etmekte mümkün olacaktır. Çünkü Evrensel İslami Hareket?in önündeki önemli sorunlardan birisi de ulusçuluk ve yöresel olma düşüncesidir. Ancak bütün bunlara rağmen Sıddıki'ye göre günümüzde İslami Hareketin bir takım zaaf ve eksikliklerden ötürü gerçekçi olmadığı gözlenmektedir. Bunun sebebi ise İslami çalışmalarda ki bir takım eksiklikler olduğunu Sıddıki bu eksiklikleri iki noktada değerlendirmektedir:

1- İslami çalışmalarda bulunan ve Evrensel İslami Hareketin şubeleri konumunda değişik ülkelerdeki İslami yapılanmalar kendilerine yeni hedefler belirlemelidirler.

2- İslam için yapılan çalışmaların büyük bir çoğunluğu ancak kişinin boş kaldığı zamanlarda yapılmakta ve bu iş sadece gerekliliğine inananlar tarafından yerine getirilmektedir. Durum böyle olunca İslam için yapılan bütün faaliyetlerin en kıymetleri dahi ikinci planda kalmaktadır.

İslami Hareket Kendini Nasıl Islah Etmelidir?

20. yy'da İslami Hareket kendini kuşatan bir güçle karşı karşıyadır. O da emperyalizmin dünya çapında İslam ile ilgili enformatik araçlar vasıtasıyla aleyhte oluşturmaya çalıştığı baskıdır. İslami Hareket öncelikle bu baskıdan kurtulmak zorundadır. Kelim Sıddıki 'ye göre İslami Hareket'in bundan kurtulabilmesinin tek yolu bütün şubeleri arasında kuracağı bir koordinasyon merkezi vasıtasıyla olabilir. Bu merkez, dünya çapında İslami Hareketler nezdinde sürdürülen çalışmaları dünya gündemine aktarmak ve bu yolla İslami Hareket ile ilgili bir gündem oluşturmakla görevli olmalıdır.

Sonuç olarak İslami Hareket?in, içerisinde bulunduğu durumu göz önünde bulunduran Kelim Sıddıki 20. yy İslami Hareketin ve onun fer'i kurumlarını yeni bir düşünce oluşturmaya ve pratik bir metot izlemeye, ayrıca İslam Medeniyetinin kısa ve uzun vadeli hedeflerini belirlemeye muhtaç olduğunu söyler. İslami Hareket bu görevi yerine getirmelidir. Bunlar, yerine getirildiği taktirde zorunlu olarak İslami Hareket tüm kurumlarını tek bir amaca doğru götürecek bir yapılanma oluşturacaktır. İslami Hareket böyle bir hedefi gerçekleştirdiğinde Müslümanların akli gücü, ruhu ve bedeni birlikte buna tabi olarak bu eylemin içerisinde olacaktır. Bu, İslami Hareket için en değerli bir güçtür. Bu güç sayesinde İslami Hareket kuvvetini canlı tutarak pratik, üretici ve dinamik bir yapıya sahip sosyal kurum ve sistemleri oluşturmak kaydıyla İslam medeniyetini teşekkül ettirebilecektir.

Kelim Sıddıki'nin düşüncelerinde İslami Hareket kendine has hiyerarşik düzen arz eden, hedefleri olan bir yapılanmadır. Bu hareket, bünyesinde, en küçük aktivitelerden en kompleks yapılara kadar bir çok hareketi/şubeyi barındırmaktadır. Ancak bütün bir yapının bir tek hedefi vardır. Bu hedef ilk olarak örnekliğini Hz. Peygamber?in Medine'de oluşturduğu bir devlet (düşüncesi)tir. Ona göre bu ideal; İslami Hareketin yegane hedefidir. Ancak bu hedefe ulaşmak bir süreci gerektirmektedir. Kelim Sıddıki'nin "İslam Devriminin Aşamaları" şeklinde özetlediği bu merhaleler bizce üzerinde durulması gereken önemli merhalelerdir.

Öncelikli Olarak Entelektüel Devrim

İnsan ve toplum yapısı gereği bir değişim sürecindedir. Bu değişim kısa süreli olduğu gibi uzun süreli de olmaktadır. Ancak insanların, yaşadıkları ani değişimler pek nadir olmuştur. Çoğunlukla toplumsal değişim uzun süreli ve aşamalıdır. Sıddıki'ye göre değişimlerin illa da kurumsal olması ve şekli bir takım düzenlemeler getirmesi gerekmemektedir. Ona göre düşünsel bir devrim öncelikli olmalıdır. Bu entelektüel devrimle İslami Hareket, tarih anlayışını gözden geçirme fırsatı bulacaktır. Çünkü Müslümanların içinde bulundukları mevcut durum, onların İslam?dan uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Bunun için entelektüel devrim bizleri bir anda eski yanlışlarımızı düzeltme ile karşı karşıya getirecektir.

İslami Hareketin gerçekleştireceği bu entelektüel devrim, yerli işbirlikçilere karşı başlatılacak olan bir mücadele sürecinin başlamasına vesile olacaktır. Bu durum ise İslami Hareket için yeni açılımlar sağlayarak güçlü bir muhalefet oluşturacak ve İslam Devletinin önünü açacaktır. Hiç şüphe yok ki bu süreç farklı görüşleri de ortaya çıkaracaktır. Ancak bu durum ekollerin kendi görüşlerini hizipçi bir mantıkla başkasına benimsetmeye yöneltmemelidir. Bu entelektüel devrim ancak aydınların kontrolünde sıhhatli bir biçimde gerçekleşebilir. Sıddıki, geçmişte düşünsel devrimler gerçekleştiremeyen din ve medeniyetlerin tarihsel değişim süreçlerinin de nasıl olmadığını söyleyerek Hıristiyanlığın kendini üretmemesinden dolayı aydınlanma hareketiyle etkisini nasıl yitirdiğine dikkat çeker.

Evrensel Bir İslam Devrimi Gerçekleşebilir mi?

Kelim Sıddıki evrensel bir İslam devriminin köklerinin geçmişe dayalı olmasını ve örnekliğini siretten almasını öngörür. Çünkü Siret, üzerinde uzlaşma sağlanabilecek yegane temeldir. Ayrıca  Evrensel İslam devriminin önemli bir özelliğinin de bünyesinde milliyetçilik düşüncesini barındırmamasıdır. Bu konuda bir takım İslami yapılanmaların kapıldıkları zehabı hatırlatan Sıddıki, Pakistan'da Cemati İslami ve Mısır'da İhvan'ın düşmüş olduğu hatayı örnek olarak göstermektedir. Zira bu iki hareket temeli milliyetçilik esasına kurulu devletleri, temellerindeki bu milliyetçilik ve sömürgecilik kalıntılarını temizlemeden onları İslami bir devlete dönüştürme çabası içerisinde olmuşlardır.  En önemli hataları izlemiş oldukları bu metodun yanlışlığını görmemek olmuştur.

Sıddıki'ye göre İslam alemi yaklaşık H. 1400 yılından beri karanlık bir görünüm arz etmektedir. Ancak 1979'da gerçekleşen İran İslam Devrimi burada istisna etmek durumundayız. Çünkü İran İslam Devrimi ile birlikte İslam dünyasında bir kıpırdanma başlamıştır.  Nitekim yakın geçmişte devrimin Lübnan, Filistin, Cezayir, gibi birçok ülkede yaratmış olduğu etki bunun bir göstergesidir.  Sıddıki'ye göre İran İslam İnkılabı İslami Hareket için ümmetin önünü aydınlatacak bir konumda dır. Ve eğer şahsi menfaatlerimizi bir kenara bırakabilir tek olan İslam ümmetinin hedefleri doğrultusunda akli, ruhi ve maddi güçlerimizi birleştirmemiz durumunda geleceğimizi rahatlıkla aydınlatmaya yeterli olacaktır.

Evrensel İslami Hareketin canlanmasında büyük katkıları olan İran İslam Devrimi Sıddıki'ye göre aşması lazım gelen bir takım engelleri ve çözmesi gereken bir takım sorunları mevcuttur. En başta bu sorunlardan biri de usuli geleneğin yeterince entelektüel anlamda devrime bir genişlik temin edememesidir (Bu durumun son dönem için değiştiğini söyleyebiliriz). Ancak ictihad kapılarının Şii düşüncede açık olması önemli katkılar sağlayacaktır. Aynı şekilde İran İslam devrimi sünni dünyanın kendi sorunlarına eğilmesine ve kendi değer yargı ve yöntemini yeniden ele almaya yitmesi olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Zira Sünni geleneğin durumu pek iç açıcı değildir. Çünkü Sünni ulemanın yeterince bağımsız ve örgütlü olamaması aynı şekilde bu ulemanın sömürge yönetimleri tarafından manipüle edilmiş olmaları bunun bir göstergesidir.

Bütün olumsuzluklara rağmen Evrensel İslami Hareketin hedefine ulaşması hususunda hiçbir zaman umudunu yitirmeyen Sıddıki bu konuda oldukça ümitvardır. Ona göre yapılması gereken, İslami Hareketin bütün parçaları arasında tecrübe ve fikirlerin serbest dolaşımına hakların aralanması ve artan entelektüel hareketliliğe olan ihtiyacın giderilmesidir.  Bir bakıma bu gün İslam dünyasında  Lübnan, Cezayir, Filistin ve Mısır?da gerçekleşmeye başladığı görülmektedir. Her ne olursa olsun devlete endeksli ilahiyata rağmen Evrensel İslami Hareketi ve İran Devrimi açık bir üniversitedir. Bu hareketin temel kaynağı ise siret ve sünnettir.

Asıl Olan Devrimci Bir Stratejidir

Evrensel İslami Hareketi diğer hareketlerden ayıran en önemli niteliği, onun sahip olduğu devrimci düşüncedir. İslami Hareket partici İslam?da olduğu gibi bir takım politik hesaplar peşinde değildir. Çünkü partiler her seçim sonucunda çıkan tabloyu değerlendirmek babından birtakım hesaplarda bulunur. Ancak İslami Hareket değişim sürecine hız kazandıracak kısmi devrimler gerçekleştirir! Bu yeni durumda yeni bir düşünce, yeni bir kazanım ve daha çok insanı kazanmaya yönelik önemli bir zaman dilimidir. İslam devrimine zemin hazırlayan bu kısmi devrimlerin sayısını kestirmek mümkün değildir. Ancak arkasına halkın desteğini alan devrimci hareket hiç umulmadık bir anda hedefine ulaşabilir. Bu duruma, Cezayir'deki FIS hareketini örnek veren Sıddıki bu hareketin tam hedefine ulaşacakken kendisine ülke yönetiminde bir pay verilerek hareket, kısmi bir devrimle sınırlı tutulmuştur. İslami Harekette mücadele sürecine girmiş olan bir hareketin nasıl tavizsiz olunacağını dair en güzel örnek Sıddıki'ye göre İran İslam Devrimidir. Bu hareket, mücadele sürecinde kısmi devrimleri asli bir devrime dönüştürebilmeyi başaran ve emperyalizmin bütün hesaplarını boşa çıkartan örnek bir harekettir.

Kelim Sıddıki'nin burada üzerinde durduğu "kısmi devrim"; devrime giden uzun yolda, devrimin en doğal safhası olan entelektüel devrimin oluşmasında ve yine hareketin evrenselleşme sürecinde dünya Müslümanları arasında bir birliktelik oluşturmasına katkısı bulunan bir süreçtir. Bu süreç Müslümanlara coşku veren bir süreçtir. Aynı şekilde zalimlerin kalplerinde korku uyandıran bir olgudur.

İslam Devleti Takva Esasına Dayanan Bir Devlet Şeklidir

İslam devrimi, gerçekleşmesi mümkün bir ütopya olmaktan ziyade gerçekçi bir olaydır. İslam devrimi, halkın uzun zaman içinde değer ve tarihlerinde meydana gelmiş değişimleri ifade eder. Bu devrim kolektif değiştirme hareketidir. Bu devrim halkın istek ve değerleri doğrultusunda korunmaktadır. Halk bu vazifeyi bir liderin önderliğinde yerine getirir.

İslam Devrimi?nde devlet başkanı meşruiyet kaynağının Allah Teala olduğuna bu meşruiyetin Peygamber vasıtasıyla geldiğine inanır. İslam Devleti, dinamik bir topluluğun adıdır. Büyür ve gelişir. Bu gelişimini bir süre İslam devriminin çatısı altında sürdüren İslam devleti bir süre sonra şiddet unsurunun etkisinden kurtularak normalleşir ve gelişimini devam ettirir. Bu konuda günümüze kadar böyle bir süreç izleyen tek örnek; İran İslam Devrimi?dir.

İslam devletini oluşturan yegane birleştirici unsur takvadır. Bu sistemin temelinde adalet ilkesi vardır. Bu, aynı zamanda İslam devletinin meşruiyet temelini oluşturur. Sıddıki'nin burada önemle üzerinde durmamız gereken önemli bir yönüde şudur: O, bazı kavramlara anlaşılması gerekeni  ötesinde yeni anlamalar kazandırmıştır. Bunun sebebi onun sahip olduğu siyasal tavrın bir sonucudur. Örneğin; o, İslam Devleti'nin önemli bir unsuru olan takvayı, klasikleşmiş anlamının dışında siyasi bir kalıpta kullanır. Ona göre takva: siyasi bilinci gerektiren bir içeriğe sahip olmalıdır.

Hiç şüphesiz ki Kelim Sıddıki 20. yy İslami Hareketin yetiştirmiş olduğu seçkin, aydın/devrimcilerin önemlilerindendir. Onun Evrensel İslami Harekete olan sonsuz güveni İslam ümmetinin en karanlık dönemlerinde dahi hiç bir şekilde sarsılmamıştır. Ümmeti saran ümitsizlik onu hiçbir zaman etkilememiştir. Sahip olduğu devrimci ruhla İslam ümmetinin en ücra köşesindeki bir kıpırdanmaya dahi kulak kabartmış ve oraya karşı ilgi duymuştur. Onu seçkin kılan en önemli yönü, sosyal hayatı bütün yönleriyle İslami Hareket perspektifinden ve bu hareketin sahip olması gereken siyasal söylemi çerçevesinde açıklamaya çalışmasıdır. Ve yine Evrensel İslami Hareket çerçevesinde bilgi ve düşünceye verdiği önem, onu farklı kılan bir başka özellik olarak zikredilebilir. Onun bugüne kadar İslami Hareket?e kazandırdıklarının yanında, ardına bıraktığı mirasın bundan sonra bizlere birçok şey kazandıracağı kanaatindeyiz. Son olarak; vefatının üzerinden kısa bir müddet geçmiş olmasına rağmen o güzel insana olan sonsuz özlemimizi bir kez daha yineliyor, O?nu rahmetle yâd ediyoruz.

Kaynakça

1- İslam?da Devlet ve Siyaset, Dr. Kelim Sıddıki, Endişe yay. 1991 Ank.

2- İslami Hareket, Dr. Kelim Sıddıki, Bir yay. 1988 İst.

3- İslam Devriminin Aşamaları Dr. Kelim Sıddıki, Ekin yay. 1996 İst.

4- Modern Ulus Devlet ve Ötesi Dr. Kelim Sıddıki Ekin yay. 1998 İst.

5- Evrensel Mesaj Dergisi sayı: 4 sh. 42-52 "Hz. Peygamberin Siretinin Siyasi Boyutları" isimli çeviri makale

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

You are here Unique Designs Speakers page Portre: Kelim Sıddıki