Değişim mi? Aynileşme mi?

07
Mar 2012
  • PDF
07 Mar 2012

 

Değişim mi? Aynileşme mi?

Değişim; bir niceliğin değerinin, artışı ya da azalışı olarak tanımlanırken, siyasi arenada ise toplumun siyasal, sosyal ve iktisadî gelişme ve değişmelere paralel olarak gösterdiği eğilim olarak tanımlanmaktadır. Buradaki en önemli nokta ise, değişimin dinamikleri ve sonuçlarıdır, yani değişimi ifade eden hususların beslendiği argüman ve dayanaklarının ne olduğu, yönlendirilmiş veya özgün olup olmadığı, ayrıca rasyonel olarak kısa vadede artı değer olarak gözükürken uzun vadede eksi değer olarak karşımıza çıkıp çıkmayacağıdır. İnsanoğlunun zaviyesinden, zahiren fayda olarak gördüğümüz şey aslında zarar olabilir.  Değişim, gelişme/ilerleme anlamına geldiği gibi yozlaşma/gerileyiş anlamlarına da gelmektedir. Türkiye?de cereyan eden bu toplumsal ve siyasi değişim ancak dönüşüm (olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma) veya dejenerasyon (soysuzlaşma, soyunun özelliklerini kaybetme) olarak tanımlanabilir.

??İslami kesim? içinde ise değişim-dönüşüm olgusu kimileri için açık bir savrulma, çözülme ve çürüme ifade etmekteyken, aynı olguyu bir evrim ve gelişme göstergesi olarak tanımlayanlarda bulunmaktadır. Bu yüzden örneğin dün ısrarla, coşkuyla savunulan bir fikrin veya pratiğin bugün tümüyle reddedilmesi ya da dün kerih görülen bir kavramın veya tutumun bugün pervasızca dillendirilmesi, savunulması gibi durumlara sıkça rastlayabiliyoruz.?1

Küresel dünyayla liberalizmle entegrasyon değişim olarak tanımlanamaz, tam tersine ancak aynileşme olarak tanımlanabilir. Ulus devlet yapısından küreselliğe/liberalizme doğru bir yöneliş, değişim olarak adlandırılabilir, ama bu, farklılık veya özgün bir değişim olarak asla adlandırılamaz. Küresel liberalizm rüzgârına kapılarak estiği yöne doğru yol almak değişim anlamına gelmeyeceği gibi, tam tersine bütün dünyada söz konusu olan bu minvaldeki topyekûn değişime aynileşme denir.

Değişim, toplumu oluşturan bireylerin değişimiyle başlar. Bunu sadece İslamî kesimdeki değil, aynı zamanda sosyalist ve hatta Kemalist kesimdeki ulus devletçilikten küresel bir dünyaya doğru baş gösteren değişimle de doğru orantılı olarak değerlendirmek gerekir.  Uluslararası platformda baş gösteren siyasî ve iktisadî liberalizm rüzgârının etkileri Türkiye siyasî ve sosyal yapısını derinden etkilemiştir. Doğu ile Batı arasında köprü görevi gören Türkiye, doğal olarak bu rüzgârdan etkilenen ilk İslam toplumu olarak taşıyıcılık görevini de üstlenmiştir. Burada AKP?nin misyonu sadece öncülük ederek yönlendirmekten ibarettir. Ve bu görevi hakkıyla yerine getirebilmek için gösterilen çabalar ise toplumun yozlaşmasını hızlandırmıştır.

Bu dönüşüme maruz kalan İslamî camianın değişim sürecinin temelleri, 28 Şubat?tan sonraki baskılar ve 2001?deki iktisadî kriz ile batan yeşil sermayenin zarar verdiği şahısların tepkileri ve bunlardan etkilenen halkın İslamî söylemden uzaklaşması, ayrıca yine 2001?deki Hizbullah olayının patlak vermesiyle radikalizmden uzaklaşıp liberalizmle kaynaşması başlıca nedenlerindendir. Arka plandaki en önemli neden ise, değer üretemeyerek toplumun ve siyasetin ihtiyaçlarına cevap bulunamayışından kaynaklanmaktadır.

Değişim olgusunun şirin gösterilmesinin arkasında yatan amaç olan pozitif değişimden kasıt artı değer üretmek ve ilerlemektir. Üretilmiş bir değer/akım/fikriyatın arkasından giderek/beslenerek ortaya konulan şey, sadece ve sadece aynileşmedir. İslamî referanslarla bir gelişim sergileyemeyerek, küresel sistemin bayraktarlığını/sözcülüğünü/bekçiliğini yapmak, değişimden ziyade aynileşmeyle ifadelendirilebilir.  İslamî kesimin yapması gereken, statükoyla arasına mesafe koyarak ve kendi dinamiklerinden faydalanarak değer üretmesidir. İslamî kesimim durağan pozisyonundan hareketlenerek değişmesi ancak böyle mümkündür. Aksi takdirde Recep Tayyip Erdoğan?ın bir açılış sırasında sorulan ?siz değiştiğinizi söylüyorsunuz ama Türkiye?de hala radikal bazı unsurlar var, bunlar hakkında ne diyeceksiniz? sorusuna verdiği ?(gülerek ve tekrarlayarak) onlar da değişecek onlar da değişecek? cevabı doğrultusunda değişeceğiz ve değişmekteyiz. ?Asla affedilmemesi gereken bir unsur da şu ki, bu profesyonel siyasetçilerin siyasete ?Müslüman veya İslamcı? başlayıp, iktidara gelme noktasına yaklaştıklarında sayısız insanın emeği, müminlerin acısı ve gayretiyle oluşmuş bu mirası reddedip İslamcılığı küçümsemeleridir.? 2

En önemli noktayı, yeni neslin değişim sürecine etkileri oluşturmaktadır. İnsanoğlunun özellikle de genç bireylerin değişim/reform arzusu her daim olmuş ve olacaktır. Bu bir ihtiyaç, hatta zorunluluktur. Bu zorunluluğa binaen yönlendirilmesi gereken sürecin başka akım ve fikriyatlara bırakılmaması gerekir. Kendi medeniyet mirasımızdan beslenerek, kendi kavramlarımızı tekrar okuyarak, kendi dilimizle yeni bir inşa sürecine girmemiz gerekmektedir.

 

1 Rıdvan Kaya/Değişim Sürecinde Ak Parti ve Müslümanlar/ 132. Sayfa

2 Ali Bulaç/Ak Parti Eleştirisi /Dunyabulteni.net/ Temmuz 2007

 

LAST_UPDATED2

You are here Home