Türkiye Batı Adına Kendisine Düşman Kazanıyor

14
Dec 2011
14 Dec 2011

 

Türkiye Batı Adına Kendisine Düşman Kazanıyor

Artık uluslar arası zinde güçler, Suriye?ye yönelik her nevi yaptırımlarını, Türkiye üzerinden yapmak istediklerini alenileştirdiler. ABD/AB bu hususta neden çekimser/geride kalırken Türkiye?yi cephe savaşının öncüsü yapmaktalar sorusu şüphesiz sorulmalı ve de global ölçekte cevaplandırılmalıdır. Emperyalistler mi idarede/iradede/yönetmede bir krize düştüler yoksa Türkiye kontrollü emperyal bir aktörleştirilmenin içine mi çekilmektedir? Değişen dünya düzeni hayretengiz sahnelerle dolu; ama galiba bu sahnelerin en şaşırtıcı olanları son on yıldır Ak Partinin Türkiye?de iktidara gelmesinden/getirilmesinden sonra sergileniyor.

 

Arap birliğine üye ülkeler Suriye sorununu sûrâtle müzakere ettiler. Arap diktatörleri birbir sallanıp yerleyeksan olurken, bir yandan da, demokratik geçmişi güven veren Türkiye değişim sürecini adeta siyasal bir belgesel misali birilerine vekaleten kat kat/aşama aşama manipüle etmekte. Arap birliği toplantısında alınan yaptırım kararlarının altında kuvvetle muhtemel ABD/AB/Siyonist rejim konsorsiyumu adına Ak Parti iktidarının damgası vardır. Zira batılılar Ortadoğu?dan Afrika?ya Kafkaslar?dan Asya?nın derinliklerine kadar tüm İslamı/Müslümanları alakadar edici kaoslara müdahalede/asayişi sağlamada/hayati çıkarlarının garanti altına alınmasında Türkiye?yi çözücü çevik kuvvet olarak kullanmaktadır. Şimdide sırada Suriye var. Türkiye batı adına kendine düşman kazanıyor?

Akıllar Suriye?ye uygulanmaya başlanılacak müeyyidelerden de, çatışmaları/Esad yönetiminin halkı katletmesini durdurucu olumlu neticeler doğması halinde hangi yeni adımların atılabileceğinin izlerini sürmekte. Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu, her platformda, Suriye?de yaşanan dramatik/vahşet dolu saldırılara seyirci kalamayacaklarını beyanla, Türkiye?nin daha aktif roller üstlenebileceğinin sinyallerini de vermekte. İyide başka neler yapabilir? Fransa dışişleri bakanının, Türkiye ziyaretinin akabinde, kamuoyuna yapılan açıklamalar ne kadar gerçekçi? Libya?da Türkiye?yi görmek istemeyen ve nüfuz savaşında öne geçmek adına her melânete sarılan Fransa, tarihi sömürgesi Suriye?de Türkiye?ye neden açık saha oynama izni vermeye teşne? ABD?nin/AB?nin Suriye?yi himayelerine alan Rusya?nın/İran?ın/Çin?in karşısına çıkmazken acaba Türkiye Esad ateşini almada bir maşa olarak mı görülmekte?

Türkiye sosyo-ekonomik/siyasi yelpazedeki yeriyle paralel olmaktan çok ötede hatta coğrafi boyunu aşan düzeylerde büyük hamlelere yönlendirilmekte. Onlarca sene dönüp yüzlerine bakmadıkları /insan/muhatap kabul etmedikleri Araplarla bu kadar içli dışlı bir ilişkiye girmeleri doğallıktan çok uzak sahici değil; daha da önemlisi tehlikelerle örülü. Batılı kolonistlerle çok derin stratejik faaliyetlerde bulunmanın faturasını ödemekte bu olsa gerek. Devletler, özgür/özgün/tarihiyle barışık kalamayıp edilgenleştiklerinde, kötü emelli küresel oyuncuların elinde kalıyorlar. Tarihi miraslarda reddedildiğinde, kapı kulları olmak için can atılan ?medeniyetlerin? potasında mutasyona uğramaktalar. Türkiye batının kültürel genetiğine/siyasal paradigmasına/küresel planlarına göre modifiye mi ediliyor?

Türkiye Suriye arasındaki soğuk savaş gelecek günlerde iyice kızışarak sınır bölgelerinde patlamalara da evrilebilir. Ak Parti kurmaylarının Ahmet Davutoğlu başkanlığında yaptıkları toplantı, bu çerçevede en kötü ihtimalleri de içeren bir eylem haritasının enine boyuna incelendiği intibaını da uyandırdı. Aynı saatlerde Genelkurmay başkanlığında da orgeneral ve korgeneraller seviyesinde bir buluşma yaşanmaktaydı. Beşar Esad?ın Ak Partiyi, Osmanlı İmparatorluğu hayallerini realizeye soyunmakla suçladığı konuşmasında ayrıca, ülkesine dışarıdan gerçekleştirilecek bir askeri operasyonun, beklenilmedik komplikasyonlarının da olabileceğini vurgulaması, tansiyonun yükselme trendine girebileceği yönünde yorumlanabilir. Esad bölgesel/uluslar arası kıskaca rağmen bildiğinden şaşmayacağını/ölene dekte savaşacağını duyurmuşken ve özelliklede Arap birliği üyelerinden bazılarının Suriye?ye dönük harekat/yaptırım planlarının altına imza atmazken Baas yönetiminin uzlaşmaya yanaşması muhaldir. Bölgesel denklem kolaylıkla bozulamaz.

Türk diplomasisi kararlarını ?uluslar arası hukuku? gözeterek/ilgili ?meşru kurumların? denetimi altında almaktaymış. Yani bu aynı zamanda ?meşru? addedilen kurumların Suriye?ye ivedi bir askeri müdahaleye yeşil ışık yakması karşısında, Türkiye?nin NATO üyesi ve batılıların müttefiki olması hasebiyle bu karara hayır diyemeyeceği anlamına gelmektedir. Kim ne derse dedin, Türkiye zaten Ortadoğu ve kimi Afrika ülkelerinde esintisi süren Arap baharına derinlemesine karıştığından bu yana ayak bastığı yerlerde battı. Şimdi önünde sadece bir seçenek var. Batılılarla sonuna dek ortak hareket etmek?

Necdet Yüksel/ Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

LAST_UPDATED2