Sorumluluklardan kaçanlarla tarihe yön verilemez

10
Nov 2011
  • PDF
10 Nov 2011

Sorumluluklardan kaçanlarla tarihe yön verilemez

Hiçbir vaka/zihniyet/rejim Tevhid eksenli basiretli/alı-i selime muvafık/tutarlı/mantıklı analizlerden geçirilmeden doğru tasvir edilemez/açıklanamaz/anlaşılamaz/anlamlandırılamaz /yorumlanamaz ve yönlendirmelerde güvenlice kullanılamaz. Gelişmeler kavranılamadıkları ölçüde de kapalı/karanlık/korkutucu/tehlike üretici konumda algılanırlar. Bu hal ise bireysel/toplumsal sahalarda münhasıran acıları/kaygıları/eziklik psikolojisine bağlı itaat kültürü oluşturur.

Kötülüğü/cahiliyeyi/zorbalığı ideolojik bekalarının dayanağı yapmış bütün yönetimlerin, söylem ve eylemlerine de analitik yaklaşılmalıdır. Zira dünya halklarının yaşantılarını kabusa çeviren bu melun/lanetli yapıların işgallerine/katliamlarına son verebilmede ve de yeni yıkıcı darbelerinin önüne geçmede zihin şifrelerini çözmek şarttır. Bu olgu ise kurani bir analiz dilinden/anlama sistematiğinden yaralanılarak yapılmalıdır. Çünkü müminlerin hayatlarının mihverinde kuran vardır; kuran hayat kitabıdır; hayata ilişkin tüm sorularda/sorunlarda kuranın talimatları doğrultusunda haledilmelidir.

Basıklar hem fertlerin ve hem de toplumların nezdinde intikam/hesaplaşma/zalim idarecileri devirerek yerlerine hakkaniyeti gözeten emin yöneticilerin getirilmesi düşüncelerini oluşturur. Koyulaşan zulümler mazlumların yüreklerinde için için büyük öfkeleri de yetiştirir: büyüyen öfkelerse bir gün mutlaka tarihsel sahneye söz olur çıkar/eylem olur patlar/ayaklanmalarla varlığını kanıtlar. Baskılar basınçlara yol açar: basınçlarsa tahmini muhal değişimlerin vücuda gelmesini tetikler. Tıpkı Tunus ta fitili ateşlenen rejim karşıtı ayaklanmaların süratle çevre ülkelere de sıçradığı gibi?

İcraatlar/toplumsal isyanlar/değişimler değer ve niteliklerini hakim kılmak için ileri sürdükleri/adlarına hareketlendikleri ideolojilerinden/dinlerinden/hayat modellerinden alırlar. Tunus?daki/Yemen?deki/Mısır?daki/Ürdün?deki/Suriye?deki halk isyanlarına şekil veren referans nedir? Rejimin polisiyle/askeriyle çatışan halkların dillerinde Tekbirin yanında bir de demokratikleşme istemlerinin yer alması nasıl anlaşılmalıdır? Halkların hedefi İslami mi yoksa demokratik bir sistemi mi kurmaktır?

Ceberruti rejimlerin karşısına sosyalist/milliyetçi/liberal/laik/demokrasi isteyen gruplarla işbirliğine vararak çıkan kimi büyük İslami cemaatlerin meydanlarda daha fazla demokrasi taleplerine İslami devrim denilebilir mi? Amacı İslam olan oluşumların hareketlerinin tamamında da yine islamın tasvibine uygun araçlardan istifadeleri gerekmez mi? İslam ilkeli/ölçülü/sınırları bulunan bir nizamdır ve amaca giden yolda her aracı/yöntemi meşru görmez.

Söz konusu İslami yapılar asli/özgün tevhidi mihenklerini terk ettikleri an hedeflerinden de/anlamlarından da/mücadelede Müslüman topluluklara lokomotiflik yapabilme liyakatlerinden de uzaklaşmışlardır. Yaptıkları bu vahim yanlış tercih asla hoş görülemez; asla kabullenilemez ve bir kazanç/zafer babında ele alınamaz. Laiklik yanlıları, totaliter blokları ortadan kaldırmada kullandıkları Müslümanları şimdi bir kenara atmanın peşindeler; çıkarları gerektirdiğinden Müslümanlara sempatik davranan batılılaşma sevdalısı yığınlarla yola çıkmak tam bir akıl tutulmasıdır/değerlerine/kimliğine güvensizliktir de. Mısırda ki laikler acaba kendi aralarında güç birliğini kimlere karşı kurmaktalar? Acaba Müslümanlar yakında tekrar dışlanılmalara/irtica söylemlerine ve öcü gösterilmelere maruz kaldıklarında ne yapacaklar? İslami cemaatler hata yaptıklarını itiraf edebilecekler midir?

Halk isyanlarını hala köklü bir sonuca ulaştırılmamış olup ileri sürülen taleplerin karşılanmaması/zihniyet cihetinde gönülleri rahatlatıcı bir değişimin oluşmaması ve ?geçiş dönemi? adı altında kazanılan zamanın demokrasi/özgürlük kılıfı içerisinde iğrenç emellerini devam ettirebilecekleri yönetimlerin dizaynı için kullanmaları zalimlerin/diktatörlerin nüfuz alanlarından kolay kolay ayrılmayacaklarını göstermektedir. Akıttıkları kanlar/öldürdükleri insanlar ise iktidarlarını ancak daha çok insan öldürerek koruyabileceklerine inandıklarını ortaya koymaktadır.

Her çağda olduğu gibi bu çağın muvahhitleri de evrensel sorumluluklarını bilinçlice/insanlık dünyasına ilahi değerleri sunabilmek/zulmü yok edip adaleti inşa namına üstlenmelidirler. Sorulardan/sorunlardan/sorumluluklarından kaçanlarla tarihe yön verilemez. Anlamlı kutlu büyük dönüşümler ancak ilahi anlamları şereflice taşımaya talip/fedakarlığa hazır/adanmış fertler ve kitleler eliyle gerçekleşebilir.

 

 

Necdet Yüksel/ Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

 

You are here Home