Akan kan hangi bahar durdurulabilecek

02
Oct 2011
02 Oct 2011

Akan Kan Hangi Bahar Durdurulabilecek

Bu ülkenin bugünlerini/yarınlarını yönetmeyi arzulayanlara doğru bir siyasi zaviyeden bakanlardan mıyız? ?Sorunların çözümünde en iyisini başka yerde aramamıza gerek yok, biz parti olarak zaten sizin için varız? söylemini süsleyerek beyanda başarı çizgileri/grafikleri yüksek yapılarda ciddiyet/irade/hakkaniyet dış odakların hesabına çalışmama var mıdır? Yıllardır her seçim dönemin de benzer nakaratları dinletenler ülkeyi kaoslara sürüklediği malum kriz üreten/kangrene dönmüş meseleler de ümitlendirici yol alamamaları toplumun aldatıldığına ilişkin güçlü kanılar uyandırmaktadır.

Kurumlarını kuvvetli/uyumlu/birbirlerini destekleyici bir mahiyette çalıştıramayan ülkelerde
istikrar korunabilir mi? Hele ülke genelinde asayişin temini söz konusu olabilir mi? Gerilimlerden
yararlanmanın kitabını yazabilecek bir siyasi arşive/sicile haiz aktörlerin/kuruluşlarında devreden hiç
çıkartılmadığı böylesi coğrafyalarda dağlarda/kentlerde/gruplar arasında huzur rüzgarlarına
rastlamak imkanlı mıdır? Akılları, adı konulmamış tasvirlerle hiç zorlamadan hemen yukarıdaki
ifadelerle, özelde Türkiye?ye işaret edilmek istendiğini vurgulamak lazım. Ülkesinin/halkların başlarına
getirilmek/geçirilmek istenen belaları görüp de endişelenmeyecek bir tek insan da olmasa gerek.

12 Haziran 2011 de yapılan seçimlerden bu yanan, siyasiler kelimenin tam anlamıyla
birbirlerine girdiler. Böylesi bir savrulmuşluğun hazırlanmasından munhasıran bir kesim sorumlu
tutulamaz. Diğer etkin mahfilleri bir kenara alarak yapılacak analizlere de güvenilemez. Keşmekeşten
bahsediliyorsa bunun her yanında olaylara taraf olanların izleri/payları da mevcuttur. Halkların siyasi
temsiliyetini omuzladıkları iddiasıyla sahnelerde yer bulanlar her zamanki basitçiliklerini/işten
başkaları zararda görse karlı çıkabilme fırsatçılıklarını/karşı tarafı karalayıcı mantalitelerini ortaya
koymuşlardır. Modern binalarda düşünsel polemikler sürdürülürken, şikâyetlerin merkezindeki yeri
hiç değişmeyen terörde boş durmamakta. Büyüyen silahlı çatışmaların kurbanları Kürtçe/Türkçe
ağıtlar/lanetler/intikam yeminleri arasında gömülmektedir. Akan kan hangi bahar durdurulabilecek?
Devlet adamları köklü tarihi sebeplere dayalı iyice azdırılan çocukların/kadınların/yaşlıların
öldürülmelerinin nedeni terörü durdurmada samimi/öz verili davranmalıdırlar.

Parti liderleri karşılıklı restleşmelerinin dozunu yükseltmekle gerçekte yüzeysel sorunlarda
bile çabucak parçalanabildiklerini de ifşa etmekteler. Kamera kayıtları için kullanılan ?yüksek
çözünürlülük? kavramı iç siyaset konularını/taraflarını/kurumlarını adeta bir vecize gibi tarif etmekte.
Birliktelik sağlama yanlısı çabalarıyla ön planda arzı endam edenler ise ?objektiflikten? gayet
uzaktırlar; dolayısıyla da hususen PKK/KCK/İmralı ve BDP zaviyesinden itibar görmemektedir. Uzlaşı
aramalarından olumlu neticeler çıkar mı bilinmese de, halen süren sert suçlamaların, ülke genelinde
arabaları yaktıracağı/mayınları patlatacağı/öldürülecek askerlerin ardından taziye/baş sağlığı
metinlerini piyasalardan eksiltmeyeceği muhakkaktır. Bunların sebebi ise kronik basiret tıkanıklığıdır?

Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu ilginç açılımlarını bir seri halinde vizyona
sürmekte. Partinin seçimlerden sonra içine sürüklendiği gruplar arası savaşın bir türlü bastırılamaması
Kılıçdaroğlu?nu peşpeşe yanlış hamleler yaptırmakta. Buna siyasi akıl tutulması da
denebilir. ?Farklılıklara saygılı duruşunu? hep ileri süren Kılıçdaroğlu geçmiş icraatlarına/söylem ve
tavır diline bakıldığında aslında çok sesliliği değil daha ziyadesiyle/tekelciliği/tek sesliliği
benimsediğine ilişkin izler görülecektir. Lider sultası her partide yok mudur? Elbette vardır sadece
ilgili kitleler/kurullar/delegeler üzerinde tatbik edilişlerinde kullanılan yöntemler değişiktir.
Kılıçdaroğlu?nun meclise girip de yemin etmemelerinin gerekçelerini batılı ülkelerin Türkiye?deki
büyük elçilerine mektupla izahını bütün CHP?liler kabullenebilmişler midir? Ülkenin, her nevi
dayatmacılardan arındırılmasında, hemfikirliliklerinin de ağır bastığı vurgulanan CHP, dermanı ?milli
sınırları? sömürgeleştirme planları doğrultusunda daraltan/çalan ve bugünde kaosların oluşumunun
gerisinde barındıkları bilinen emperyalist güçlerin vesâyeti altında bulmayı mı yeğlemektedir.

Ülke yönetimi emin/ehliyetli/liyakatli ellerde midir? Ekonomik iyileşmelerin başdöndürücü
tırmanışı öz kaynaklara mı dayanmaktadır? Yabancı sermayenin kalkınmadaki payı bu denli büyük ve
muhtaç kalınan bir değerken ülke siyasetinin dış güçlerin müdahalelerinden beri olması imkansız değil
midir? Küresel iktidar sahipleri, karşılarında bölgesinde sözü dinlenen/nüfûzu artan ve iç dengelerini
iradesiyle oluşturabilecek bir Türkiye görmek istemezler.


Necdet Yüksel/ Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

 

 

 

LAST_UPDATED2