Her Şey Başlangıca Dairdir

02
Aug 2011
  • PDF
02 Aug 2011

Her Şey Başlangıca Dairdir


Harut ve Marut, onlara bir sınav olan bir söz öğretti. Ondan önce ne başka bir şehir ne başka bir millet vardı. Sonra onlar Tanrı?yı öldürmek arzusuna kapıldılar. Ve Allah onları parçalayıp dağıttı. O gün onlar için azap olan sonraları insanlık için değişik milletler farklı kültürler olarak zenginlik oldu. Karıyla kocanın arasını bozan fitneden, firavunlaşmaya varan günah girdabı.

Bugün diğer kültürleri incelediğimizde belki kıyasla kendimizi daha iyi görebiliriz. İngiliz kültürünün temeli olan kompleksler, cehaleti hor görme nedeniyledir ki millet olarak her gün saatlerce kitap okurlar. Veya Japonların Şintoizm inancı onların sadece taşlar ve arasından geçen bir suyolu ile merkezde tek çiçekten ibaret bahçe yapmasındaki sırdır. Hint eğitim sisteminde çocuklara ezberletilen matematik cetvelleri iyi algoritma yazan yazılım mühendisleri çıkardı. Dönüp kendi maceramıza baktığımız zaman bir dış tehdit algısı ve bunun karşılığı piyade botunun basmadığı yer senin değildir. Neticesi yüz binlerce cephe tecrübesi olan gazi ve her on yılda bir darbe.

Her şey başlangıca dairdir.

Çocuk daha gözünü açtığı andan itibaren kendini er, piyade, jandarma diye bir tasnifin ast üst ilişkisinin içinde buluyor. Her şey o ana hazırlık. Her şey asker ocağına kadar. Böyle tanzim edilmiş bir hayatta, hayatın merkezine askerlik müessesesini alırsan doğal olarak ?Her Türk asker doğar? ve adamlar senin için ?Türklerin tek sermayesi askerliktir? der.
Peki, ne diyeceğiz? Yapcak bişey yok mu? Başka türlü bir hayat tahayyül edemez miyiz? Veya bu hayatı bizim yerimize tasarlayanlar kim ve maksat ne? Şehitler, gaziler, biri postmodern dört darbe, Kore, Kıbrıs, Terör üç savaş. Elbette düşman arayışındaki kitleleri birbirine düşürmek sağ sol kavgalarında kolay oldu.
Oysa kültürümüzün temeli huzur olsa ve bu ?er bilinci? gibi ?kul bilinciyle? Allah?ın huzurunda olduğumuz idrakiyle yaşasak. Şüphe yok ki bir dil olmadan hiçbir şey olmaz. Ve Ümmetin lisan yönünde sıkıntısı büyük. Bu minvalde Afgani hareket anlayışıyla ilerlemek mi doğrudur? Bilemiyorum, belki öyledir. Belki ön müdahale lisanı millileştirmek kendi kültürel kodlarına uygun kelimeler kazandırmaktır. Cumhuriyet döneminde yapılan TDK çalışmalarını bu kapsamda düşünmüyorum. ?halka rağmen halk için? sloganıyla hareket eden hazırladığı bütün çalışmalardan materyalizm akan bir zihniyetin ürünleri. Belki de yapılması gereken ümmeti sivil inisiyatif olarak halkların rejimlerden, rejimlerin onlara bakışından, koyduğu sınırlardan bağımsız bir dil geliştirmeleri. Bu ancak mevcut dilin üstüne inşa edilecek ve Yörük göçü yolda düzülür mantığıyla zamanla gelişecek kendini hâkim kılacaktır. İnşallah, maşallah, âmin gibi ortak değerlerin değişik durumlara değişik karşılıklarıyla çeşitlendirilmesi ile sosyal hayata sirayet etmesiyle olur.
Burada bunun bir başka yönü olan Risalelerden bahsetmek de gerekir çünkü daha başlarken ?Ey kardeş sen bir asker olduğun için? der. Mevcut lisan ve devlet kaynaklı kültürün öngörülüp kanalize edilmesi yeni manalar ve ima ağları ile örülmesi söz konusudur.
Bu noktada şunu da eklemek gerekir öyleyse ?Her ittifak; dağılmanın nüvesini yüreğinde taşıyarak doğar?.
Bu dil kültür tarih üçgeninde yoğrulan Müslüman?ın neye asker olduğunu, neden ve nasıl asker olduğunu çözmesi; İslam?ın altıncı şartı cihad emrini düşünmesi bizim bir yerlere varmamızı sağlar?

Özcan RAVANOĞLU/ Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 


You are here Home