AK Parti ustalık döneminin içini nasıl dolduracak?

27
Jun 2011
  • PDF
27 Jun 2011

AK Parti ustalık döneminin içini nasıl dolduracak?

12 Haziran 2011 tarihinde vuku bulan milletvekili seçimlerinin üzerinden iki gün geçti. Hakkında enteresan nitelemelerde de bulunulan bu seçimler ortaya akademik çevrelerin iştahını kabartıcı bazı dikkat çekici hadiseleri de çıkartmadı değil. Ama ihtisas sahibi ve siyasetle de ilintili kimi odaklar, daha çok böylesi bilançoyu oluşturan psiko sosyal/sabit/değişken etkenleri yakından irdelemekteler. Kendilerince haksızda değiller. Yıllardır toplumsal tercihi belirleyen klasik gerçekler yeniden kurgulanmakta ve siyasi kurumların karşısına daha eleştirel/daha politize olmuş bir seçmenler profili çıktı.



Seçimin tartışmasız galibi AK Partidir. Seçimlerden önce kamuoyu yoklamalarından da zaten AK Partinin birinciliği açık ara kazanabileceği sonucuna ulaşılmıştı. Gazeteciler/eski siyasetçiler/uluslar arası stratejik araştırmalar yapan uzmanlar Türkiye?nin içine gireceği ve şuan neticelendirilen seçimlere yönelik derinlemesine analizleriyle beyin mühendisliğine soyunmuşlardı. Kritikleriyle ekranlarda yer alan bu uzmanların, Türkiye?ye matuf çektikleri dâhili resimler ekseriyetle muhalefeti iktidar partisi karşısında pasif/projesiz/silik göstermekteydi. İcraatlarını söylemlerinden öteye taşımaya teşne AK Parti iktidarı ise bu duruşu sayesinde sandıktan oylarını artırarak çıkmayı başardı. Yani AK Parti zafer bayrağını muhalefetin iş bilmezliğinin ürettiği politik direğe çekti. Bu olguyu muhalefet AK Partinin zaferinin hazırlayıcısıdır şeklinde de vurgulayabiliriz.

Yeni hükümeti göreve başlamasının hemen akabinde hayati sorunlar/sorular/sorumluluklar beklemekte. Kimileri bunların başına anayasanın değiştirilmesini koysa da aslında ilk sırada, Kürt meselesinin dolayısıyla da PKK/Terör sorunu yerlerini almaktadır? Geride kalan 8 yıl da atılan adımlar BDP/PKK? ı memnun bırakmadı ve isteklerine erişemedikçe de toplumsal gerilimi tırmandırmaktan vazgeçmeyeceklerdir. Burada, AK Partinin seçimlerle beraber Kürt sorununun halletme arayışlarında sergilediği göreceli müspet bakışının, tek tipçi renklere bulandığı illaki deklere edilmelidir. Topluluklar AK Partinin/Recep Tayyip Erdoğan?ın ?ustalık dönem?inin içini nasıl dolduracaklarını merakla beklemektedirler.

Recep Tayyip Erdoğan seçim sırasındaki ilk genel konuşmasında yeni bir beyaz sayfa açtıklarını bildirerek bilinçleri kuşatan karamsarlıkları bir yere kadar temizlemeye yönelmiştir. Devamında da herkesten hak helalliği istemiştir. Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu çağrıya menfi karşılık verdi. Bundan sonraki günlere de, bu kalp kırıklığının etkisinde/gölgesinde girilirse, uzlaşı gerektiren hususlarda ne olur? Milletvekili bağlamında, geçen dönemki kadar kudretlide olmayan AK Parti, daha çok blokajlar yaşayacak mı? İktidarla kozlarını paylaşmanın peşindeki BDP/MHP/CHP meclis aritmetiğindeki baskınlıklarını meclisteki işleyişe tıkayıcı yönde kullanmayacaklar mıdır? Silivre Cezaevinden meclise vekil sıfatıyla gelecek malum şahıslar kinlerini/kılıçlarını AK Partinin yollarına döşemeyecekler midir? Görülen o ki, yeni beyaz sayfaya daha açıldığı ilk dakikalardan itibaren yine kan bulaştı? Tıpkı eski sayfalarda olduğu gibi?

AK Parti ustalık dönemine start verebilme iznini aldı. Ezici bir oy patlamasıyla tekrar iktidar koltuğuna kurulacak Recep Tayyip Erdoğan bu dönemim temayüz eden ?ustasıdır?. Dönemin adı da, bu adı benimseyen hükümette ve hükümeti dizayn/kontrol edecek başbakanda, gelecek 4 yılda sunacakları projeler/Yatırımlar/üretecekleri çözümler açısından oldukça iddialılar. Acaba bu şatafatlı beyanlar söyleyenlerinin gündeminde ne kadar bir süre kalabilecek? Zira Kürt meselesinin/terör sorununun/temel insani hakların ivedi sağlanması/dış politikada zalimlerce katledilen halkların yanında yer almak kararlılığı/?ustalığı? gerektirir. ?Bende bu cevher var? demek yetmez; sıfatla muttasıflığın belgelenmesi de gerekir.

Türkiye 13 Haziran 2011 tarihinden sonra her bakımdan daha çetrefilli/bunalımlı/çekişmeli bir sürece girmiştir. Acil müdahale bekleyen devasa meseleler ertelendikçe ülke genelinde tansiyon artmakta. İçeriden dışarıdan gelen kuvvetli tehditlere zemin oluşturucu sertleşmeler/stratejiler toplumsal parçalanmayı hızlandırmaktadır. Bölgesel büyük bir devlet olmak isteyenler evvelen sınırlarında dirliği/birliği sağlamalıdır. Devletçi refleksi, tik haline dönüştürmeye eğilimli bir AK Parti, kendi kurumsal istikbali bir yana, bu ülke halklarının geleceğini karartır. Ustalar liyakatlerini krizli zamanlarda kanıtlarlar; inisiyatif alma cesaretlerinden yoksun olanların ustalığı ise sadece yıkımlara yol açar.

Necdet Yüksel/ Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

LAST_UPDATED2

You are here Home